>> Sosyal demokratlar ve sosyalistler tartışmaya iki farklı açıdan bakıyor: Cumhuriyet kutlanmalı mı? Yoksa ortada bir Cumhuriyet yok mu?
>> Sol partiler tartışmıyor. Cumhuriyeti kutluyorlar.
>> Kürt siyasi hareketi ise Cumhuriyeti Anayasal bir tartışma zemini olarak görüyor.
>> Cumhuriyet’i tartışmanın odağına taşıyan kritik dönemeçleri derledik:
Sovyet yardımı ve İzmir İktisat Kongresi
>> Bir bakış açısına göre Cumhuriyet’in burjuva karakteri Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda saklanan ama erken cumhuriyet döneminde belirginleşen bir politik tavırdı.
>> Türkiye solu Kurtuluş mücadelesine destek olurken belirli bir tarihsel kesitle birlikte düşman olarak kodlanmıştı.
>> Kurtuluş mücadelesi yıllarındaki Sovyet yardımına rağmen Cumhuriyet kadrolarının İzmir İktisat Kongresi’yle birlikte ekonomide liberalleşme adımları atması önemli bir kırılma oldu.
>> Cumhuriyet’e ilişkin en belirgin tartışmalardan birisi de Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesidir. Suphi’nin takipçisi olmamakla suçlanan TKP çizgisinin Cumhuriyetçi bakış açısı tartışmanın süregelmesine neden oluyor.
>> Kadro ve Avcıoğlu ekolü sol kemalist-sosyalist bir damarı belirginleştirerek Cumhuriyet’e ilerlemeci bir yön verme isteğiyle ortaya çıktılar.
Dersim Katliamı ve 6-7 Eylül Pogromu
>> Cumhuriyet’in sol kanadını oluşturan kitleler Cumhuriyet’in sağ kanadının oluşturduğu düzenle karşı karşıya kaldı.
>> Dersim Katliamı Kürtlere ve Dersim bölgesi Alevilerine unutulmaz bir ders vermişti. Katliam yıllarca konuşulacak ve Kürt sorununun en önemli sac ayaklarından birini oluşturacaktı.
>> Demokrat Parti başta olmak üzere bütün partileri ceketinden çıkaran CHP, katliamın baş sorumlusu olarak anılacaktı. Ancak aynı CHP o yıllarda siyasal spektrumun bütün partilerini zaten içinde barındırıyordu.
>> 6-7 Eylül Pogromu ise bir devrin sonuydu. Demokrat Parti gayrimüslimleri hedef alarak Anadolu’daki Cumhuriyet’in taşralı yüzünü dünyaya göstermiş oldu. Solla ilişkilenen gayrimüslim toplulukların Demokrat Parti’nin belirlediği Cumhuriyet deneyiminde bir yeri yoktu.
Asker postalısıyla tanışma
>> 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri Türkiye solunu silindir gibi ezerken yıllar sonrasına bir “sivilleşme” bakiyesi bırakacaktı. Sol buradan bir darbe yiyeceğine bilmesine rağmen diğer bürokrasiden daha çok askere güvenme eğilimi göstermişti.
>> Darbeler kadroları yerle bir ederken kamuoyu bir mücadele hattı devletten uzaklaştırılıyor, memurlar uzak diyarlara sürgüne gönderiliyordu.
>> İslamcıların yollarını açmak için talihsiz adımlar atan askerler Cumhuriyet tartışmasının mihenk taşlarıydı. Üzerlerine düşen vazifeyi kullanmaktan çekinmeyecek, her adımları İslamcıları iktidara taşıyacak, Cumhuriyet’in tasfiye edilmesine yardımcı olacaklardı.
>> Türkiye solunun yerde serili olduğu yıllarda önce ülkücü milliyetçilerin sonra İslamcıların devlette kadrolaşmasının önü açılacaktı.
Sivas ve Gazi katliamları
>> Refah Partisi’nin orduyla karşı karşıya geldiği yıllarda Alevi toplumu zor bir dönemden geçti. Temmuz 1993 ve Mart 1995’te gerçekleşen iki katliam Alevilerin zaten sancılı başlayan Cumhuriyet deneyimlerinde daha net pozisyon almalarını getirdi.
>> Sivas Katliamı’nda askerin meydandaki göstericileri dağıtmayan tutumu ve oteldeki bir kişinin söylediği gibi “arkalarını dönüp gitmeleri” Alevi toplumunun hafızasında yer tuttu.
>> Örgütlü Alevi toplulukları Cumhuriyet’e olan inancı sorguladılar. Sonraki yıllarda belirginleşen ve kitleselleşen Alevi kurum ve kuruluşları iktidardaki DSP’ye belirli bir mesafede kaldılar, CHP’ye yakınlaştılar.
>> Alevilerin CHP’yle yakınlaşması Baykal döneminin sonuna kadar devam etti. Eleştirel desteğin ötesine geçmeyen yakınlaşma Alevi toplumunu Cumhuriyet’le hesaplaşma eşiğinin tam ortasında tuttu.
28 Şubat ve 2002 kırılması
>> Askerin Refah-Yol hükümetine karşı başarısız olduğu ve laik kesimleri arkasına alarak sürece müdahale etme çabasının eğreti durduğu bir dönemde sol ters ayağının üzerinde yakalandı.
>> Sosyalist harekette kimlik ve vicdan hareketlerinin ülkeye yeni yeni girişi, sosyal demokrat harekette emek eksenli siyasetin yerini almaya başlayan ulusalcı değişim dinamiği solu etkisizleştirdi.
>> “Yeni sol” tartışmalarına ramak kala sol, Türkiye’nin kabuk değiştirdiği yönündeki Cumhuriyet karşıtı propagandaya maruz kalacaktı.
>> Abant Toplantılarının etkisi sola “bir yol” gösterdi. Baykal etkilendiği yeni siyasal alanı sosyal demokrat kamuoyuna anlatma zahmetinde dahi bulunmuyor, sosyal demokratlar eksik bir görüntü veriyorlardı. Ancak her şeye rağmen içinde öncü bir siyasetin olmadığı bu tartışma dinamiği 2002 kırılmasının karşısındaki en ciddi halk mevzilenmesini de doğurdu.
İkinci Cumhuriyet / Yetmez ama Evet
>> AKP’li yıllar düzeni kendi lehine değiştirdiği referandumlarla tarif eder. Şüphesiz bu referandumların en önemlisi 2010 referandumudur.
>> Cumhuriyet’in laik karakteri referandumlarla aşındırılırken liberal bir anlatı, askerle hesaplaşmayı muazzam bir kampanyaya dönüştürdü.
>> Sol yeni ile eski olarak ikiye bölündü. ÖDP’nin içinden çıkan “özgürlükçü sol” ve “yeni sol” gruplar liberaller ve cemaatçilerle buluşarak 12 Eylül Anayasasını çöpe göndermeye koyuldular. Bu büyük ayrışmanın teorisini liberalizme yelken açan dergi çevreleri yazdı. Manşetlerde “vesayetçi Cumhuriyet”le hesaplaşma vardı. Zaman gazetesi “Özgürlükçü Cumhuriyet” manşetiyle çıkıyordu.
>> Eski sol statükocu ilan edildi. Askerin, vesayetin, dahası laikçi Cumhuriyet’in karakterine müdahale etmiyordu eski sol.
Azalan ama bitmeyen tartışma
>> Yeni ve eski sol arasındaki tartışma, yeninin kullanışlılığını yitirmesi ve AKP’nin hayatın her aşamasındaki baskıyı artırmasıyla birlikte azaldı. Ancak henüz tükenmedi.
>> Liberaller Cumhuriyet’in laik karakterinin aşınmasından duydukları memnuniyeti sıklıkla dile getiriyorlar.
>> Ancak Cumhuriyet’in burjuva karakteri halen eleştiri konusu.
>> Bir halk Cumhuriyet’inden söz etmektense bir şirketler ve onun reklamları Cumhuriyet’inden söz etmek daha mantıklı.
