Erdoğan CHP’ye Ne Yapmak İstiyor?

Mutlak butlan ismiyle takip ettiğimiz dava bir kez daha ertelendi. Sonraki duruşma 1 Nisan’da ve savcı kurultay davası ile İBB davasının birleştirilmesini talep etti ancak gelen bilgiler bunun olmayacağı yönünde. 

2023 Kasım’ında başlayan ve yerel seçim başarısı, “normalleşme” dönemiyle devam eden Özgür Özel’in genel başkanlık süreci; Erdoğan’ın “iç cepheyi tahkim” söylemiyle açılan perdenin sonunda, belediye başkanlarının tutuklandığı, belediyelerin el değiştirdiği ve partiye yönelik çeşitli iddiaların gündeme geldiği bir tabloya evrildi.

CHP Kapatılabilir Mi?

Maalesef soru bu olunca, tartışma yanlış bir yerden başlıyor. Konu iktidarın cesareti ya da gücünün yetip yetmeyeceği üzerinden değerlendirilmemeli. Bu değerlendirme ya karşı tarafa sonsuz bir kudret atfediyor ya da topluma çaresizlik aşılıyor. Türkiye’de 2026’da bir partiyi kapatacak güç iktidarda var mı? Var. Ancak bunu tartışmak anlamlı değil. Mesele güç değil, gücün hangi hedef için, hangi stratejiyle kullanılacağı.

Erdoğan için CHP’nin varlığı, en başından bu yana çok kullanışlı. CHP on yıllardır iktidar olmasa da, yarattığı gerçeklik torbasına canının istediği tüm olumsuzlukları dolduruyor. Bunu da bangır bangır bağıracak propaganda gücüne sahip. Son olarak 2023 seçim sürecinde bunu gördük. Dolayısıyla bence, yapabiliyor olması yapacağını göstermesi için tek başına yeterli bir argüman değil.

2023 seçimlerindeki altılı masa denemesi ve 2024 yerel seçim sonuçları, bugün her ne kadar toplumsal muhalefet aynı cümlede anmak istemese de, birlikte okunabilecek bazı temel noktalara sahip: Bunlardan biri, birbirleriyle yan yana gelmeyecek kesimlerin CHP’nin inşa etmek istediği siyasi merkeze katılması, katılmayanların da çok büyük itiraz getirmemesidir. Erdoğan’ın temel hedefinin, ne pahasına olursa olsun burayı dağıtmak olduğunu, bir güç harcanacaksa tamamını buraya harcamak olduğunu söylemek daha gerçekçi bir tespit olacaktır. CHP’nin görmesi gereken ise, 2023 ve 2024’ten farklı olarak, salt toplama işlemiyle yapılacak bir siyasetin kendisine yetmeyebileceğidir. Burayı ayrıca açacağım.

Geriye Ne Kaldı?

20 yıl sonra, o dönemi hatırlamayanların, ismini duyunca hiçbir şey anlamayacağı bir siyasi zemin olarak altılı masa, hediye edilen tartışmalı kontenjan vekillerin de etkisiyle seçimden hemen sonra dağıldı. Masanın AKP’den düşmüş partileri bugünlerde aslına rücu etmekle meşgul. Masanın iki belirleyici partisinden diğeri olan İYİ Parti ise genel başkanlık değişimi sonrası girdiği patikada, komisyon sürecinde CHP ile arasındaki mesafeyi daha da açtı. Öte yandan Dem Parti, yaklaşık 10 yıldır “toplumsal muhalefet aleyhine hareket etmeme” düsturuna bir ara vermiş görünüyor. En azından şimdilik bu kadarını söyleyebiliriz. 

CHP tarafına bakarsak, son seçimlerin devleti emanet edilecek emini görülen Kılıçdaroğlu, mutlak butlana dair tek bir cümleyle konuyu kapatmak yerine; 13.5 yıllık genel başkanlığı sürecinde yaptığı gibi gelişmeleri izliyor, anladığımız kadarıyla epey de dikkatli izliyor.

İmamoğlu, sayısını unutacağımız kadar dava yüzünden yaklaşık 1 yıldır hapiste. Diplomasının iptali, siyasi yasak gibi müdahelelerle ilk seçimden uzak tutulması birinci hedef. Adının İmamoğlu ile birlikte anılması en büyük avantajı gibi görünen Mansur Yavaş ise yedi yıldır başkenti yönetmesine rağmen ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerinde 101 seviyesini aşan bir siyasal çerçeve ortaya koymadı. Son Keçiören hadisesi de kendisine yönelik eleştirilerin artmasına yol açtı.

Kaçan Fırsatlar

Tüm bunlara rağmen yurttaşların desteğini almış olan Özgür Özel’in görmesi ve partisini buna göre hazırlaması gereken asıl mesele, partiye yönelik kapatma tehditinden ziyade; birlikte hareket eden ya da yükselişe geçen her kişi veya odağın iktidarın basıncıyla karşılaşacağı gerçeğidir.

Farklı alanlarda yaşanan ve birbirini besleyen krizler sürüyor. Ekonomi istenen seviye bir türlü getirilemedi. Şimşek’in göreve başlamasının üzerinden yakında üç yıl geçmiş olacak. CHP’nin bu alana ilişkin başı ve sonu belli, somut bir ekonomik program ortaya koyduğunu ya da güçlü bir alternatif sunduğunu ise hâlâ görmüş değiliz.

Dış politikada on yıllık çeşitli hatalı-zorlayıcı girişimlerden sonra, uluslarası gelişmelerden kaynaklı bir toparlama evresine girildiğini söylemek mümkün. CHP’nin bu noktayı kavrayan, iktidarın ABD ekseniyle hareketinden fazlası olmayan ufkunu aşabilecek bir çalışmasını, yine hala göremedik. Örnekleri artırabiliriz.

İktidar, tüm bu sorunları çözememiş olmasına rağmen, bir yandan toplumsal ve siyasal muhalefetin bir aradalığını dağıtmayı başarabiliyor. Diğer yandan da, Erdoğan sonrası süreci kurgulayacak biçimde yönetici sınıf içi çelişkilerini düzenlemeye girişiyor. Medyayı dizayn etmeyi sürdürüyor, gündelik hayatta ortalama muhalif yurttaşı sıkıştıran uygulamalara da devam ediyor. Sadece bir yıl önce “iktidar yargı yoluyla zaman kazanıyor” yorumları yapılıyordu. O zaman kazanıldı ve şimdi o zaman yeni zamanlar üretmek için kullanılıyor. Muhalefet hataları değerlendirmedikçe fırsatlar kaçıyor.

Mutlak Butlan İhtimalini Düşünmek

2010’lu yıllarda iktidar, Kılıçdaroğlu’nu “hain” ilan ederken Baykal’ı “yerli ve milli” diye övüyordu. Bugün aynı dili Özgür Özel için kullanıyor; “hainlik” sırası bu kez Özel’e gelmiş durumda. Oysa mesele ne Özgür Özel ne de vaktiyle Kılıçdaroğlu’ydu.

Buna karşılık muhalefetin bir kanadı ise ortaya çıkan toplumsal hareketliliği, iktidarı erken seçime zorlayacak bir hatta taşımak yerine tüm tartışmayı CHP eksenine sıkıştırıyor ve örneğin partinin kapatılacağı senaryosuna indirerek meseleyi kısır bir zemine hapsediyor. İtirazı olan herkesi, eleştirilerini dahi belirtmeksizin, CHP’nin arkasına davet ediyor.

Gördüğümüz kadarıyla yurttaşlar olan bitenin farkında, bunun birkaç adım ötesi için iktidarın yarattığı ve çözemediği tahribatı nasıl çözeceğini anlatmak gerekiyor. Önümüzdeki duruşmada “mutlak butlan” kararı çıkabilir ve CHP, Özgür Özel yönetiminin elinden alınabilir.

Ancak CHP yönetiminin siyasal kavrayışı, ne böyle bir mutlak butlan senaryosunu ne de sürecin sürüncemede bırakılarak partinin daha fazla yıpratılması ihtimalini taşıyabilecek durumda görünüyor. Çünkü tek başına olası ihtimallere hazırlık yapmak gibi defansif bir yerde pozisyonlanınca mutlak butlan, partinin kapatılması, bir isme siyasi yasak getirilmesi birbirinden farklı hazırlıklar gerektiren olarak değerlendiriliyor. İktidarın elinde bir yapılacaklar listesi yok, dolayısıyla bunları sırayla ilerletmiyor. Bir sonraki hamleyi asıl belirleyecek olan sürecin içerisinde dinamikler.

Ne Yapılabilir?

CHP olan bitene bakıp B, C ve D planları yapmak yerine daha ötesini düşünerek hareket etmeli. Söylemesi basit ancak temel noktalara defalarca kez işaret etmek lazım: Örgütlülüğünü artırmalı, son dönem gündem olan yeni üye katılımlarını doğru değerlendirmeli, henüz söz söylemediği birçok başlığa dair siyaset geliştirmeli. İşlevsiz görünümü çizen yapılarını gözden geçirmeli (Cumhurbaşkanlığı Ofisi, gölge kabine vb.).

Ve iktidar olmayı nihai nokta değil, sadece merhale olarak görüp, sonrasına da iyi bir hazırlık yapmalı ve bunu yaptığını göstermeli. CHP’liler böyle ifade edince, haklılık payı olmakla birlikte, itiraz ediyor ancak parti siyaset yapmanın ve mücadele etmenin aygıtlarından önemli bir tanesi. Yolun sonu değil, çoğu zaman yolun sonuna gelmeden nereye tekabül edeceği anlaşılmayacak bir tanesi.

Reklam

Oğulcan Orhan

Aslen yazılımcı. İşin dışında, röportaj ve siyaset gündeminin peşinde. Ankaralı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu