Bazı konular üzerine düşünürken insan ister istemez “Geçmişte neler olmuş?”, “Bugün durum nasıl?”, “İstatistikler neyi gösteriyor?” gibi sorular soruyor. Bu soruların yanıtları, düşüncelerin şekillenmesine yardımcı oluyor. Hatta kimi meselelerde bu yanıtlar olmadan sağlıklı bir fikir yürütmek bile zor.
Ama başlıktaki konu, bana göre böyle bir konu değil. Çünkü savunmak için tarihsel verilere, karmaşık istatistiklere ya da uzun araştırmalara ihtiyaç yok.
Okullarda sağlıklı öğün politikası, dünyada pek çok örneği olan, üzerine araştırmalar yapılan bir uygulama. Türkiye İşçi Partisi’nin de son dönemde sokaklarda, halk toplantılarında ve sosyal medyada görünür kıldığı taleplerden biri. Bu talebi anlatmak ve kamuoyunun dikkatini çekmek için bir web sitesi bile hazırlamışlar; ilgi duyanlar “birogunyemek.tip.org.tr” üzerinden detaylara ulaşabilir. Ben bu yazıda konuyu herhangi bir partinin perspektifinden değil, bir yurttaş olarak, bu ülkenin çocukları için çok temel bir hak olarak ele almak istiyorum.
Bugün Türkiye’de nüfusun çok küçük bir kısmı büyük bir zenginlik içinde yaşıyor. Bu kesimin, ülkeyi yönetenlerle yakın ilişkileri olduğunu ve hem yönetici sınıfın hem de bu zenginlerin servetlerine servet kattığını düşünüyorum. Emeğimiz üzerinden zenginleşenleri uzun uzun tartışabiliriz; ama şimdilik bunu bir kenara bırakalım. Yine de akıllarda kalsın: büyük şirketlere ve futbol kulüplerine sağlanan vergi indirimleri, doğayı tahrip eden firmalara verilen teşvikler, garanti ödemeleriyle aktarılan kamu kaynakları…
Zenginlik sınırının altına indiğimizde ise derin bir yoksulluk görülüyor. İnsanca yaşamı imkânsız hâle getiren koşullar ortaya çıkıyor. Aklıma, evini ısıtamayan bir annenin, bebeği üşümesin diye büyük çocuğunun eline saç kurutma makinesini verip yan odada intihara sürüklendiği o acı olay geliyor. Bir yanda zenginliğin sahipleri, diğer yanda sobasını yakamayan anneler…
Bir başka yürek burkan tablo da çocuklarda görülen beslenme bozuklukları: bodurluk, aşırı zayıflık, yetersiz beslenme. Hane geliri açlık sınırının altındaysa, o hanede yaşayanların sağlıklı ve yeterli beslendiğini düşünemeyiz. Gelin konuyu, başlıkta da söylendiği gibi, çocukların beslenmesi üzerinden düşünelim.
Türkiye’de çok büyük maliyetler gerektiren kamu projeleri düşünüldüğünde, okullarda her gün bir öğün sağlıklı yemeğin maliyeti bunların yanında oldukça küçük kalır. İlkokul, ortaokul ve liselerde tüm çocuklara ücretsiz bir öğün yemek sağlanabilir. Bu, belirli bir kesime yapılan bir yardım ya da bağış değil; herkese eşit şekilde sunulan bir sosyal politika olur. En çok da yoksul ailelerin çocukları yararlanır.
Benzer politikaların uygulandığı ülkelerde yapılan bir araştırmada, çocukların Pazartesi günleri daha fazla yemek tükettiği görülmüş. Bunun sebebi, hafta sonu yeterince beslenemeyen çocukların açlıklarını okulda gidermeye çalışması. Böyle bir uygulama Türkiye’de hayata geçirilirse benzer sonuçların ortaya çıkması şaşırtıcı olmaz.
Temiz ve uygun koşullarda hazırlanmış yemekler sadece karın doyurmaz; çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlar. Zehirlenme riskini azaltır, obezitenin önüne geçer, genel bir halk sağlığı politikasına dönüşür. Sağlıklı büyümek ve beslenmek tüm çocukların temel hakkıdır. Bu hakkı sağlamak ise devletin görevidir. Böyle bir talebe hayır diyebilmek, bana göre mümkün olmamalı. Bu uygulama toplumda ayrışmayı değil, tam tersine birliği güçlendirir.
Hayatımızın her alanı bir mücadele ve hak talebi. Çocuklar için her gün sağlıklı bir öğün talebi de onlardan biri. Bütün hane ve yurttaşların yararına olacak bu politika sadece TİP’in kampanyasında kalmamalı, tüm yurttaşlar sahiplenmeli.
Birleşeceğiz, talep edeceğiz ve çocukların hakkını hep birlikte alacağız.

Bir Yorum