CHP’nin Seçim Vaatleri

Açıklanan bu vaatlerin çıkarttığı gürültü, içeriğinden bağımsız olarak, yüzünü CHP’ye çevirmiş toplumsal muhalefetin aslında ne kadar da siyasal bir muhalefet olmaktan uzakta durduğunu gösteriyor.

Ufukta bir genel seçim yok. Sandığa odaklanmış, siyasetin tamamen sandıktan ibaret görüldüğü o döneme henüz gelmedik. 2026 yılı için de, yanılma payını hesaba katarak, böyle bir beklenti olduğunu söyleyemeyiz. Memleketin gündemi sandıktan daha çok hayatta kalma mücadelesi.

O zaman bu yazı nereden çıktı? Şöyle oldu: 15 Ekim 2025 günü Özgür Özel bir mitingde ‘ilk 100 gün’ vaadi açıkladı. Dedi ki “CHP iktidarında, ilk 100 gün içinde takibe düşmüş kredi kartlarının bütün faizlerini sileceğiz, borcun anaparasını da böleceğiz, söz veriyorum. Ayrıca çiftçiler çok zor durumda. Tarım kredileriyle ilgili faizleri kaldıracağız, anaparalarını böleceğiz. Eksi bakiyeye düşmüş hesapların faizlerini sileceğiz, anaparasını böleceğiz. Milleti iktidarımızın ilk 100 gününde bu faiz sarmalından, AK Parti’nin kara düzeninden kurtaracağız, rahat bir nefes aldıracağız”.

Bu vaat, 2015 yılından bu yana CHP’nin gündeminde. Peki nasıl uygulanacak bu vaat? Özel bankalar, zamanında ödenmemiş borçları tahsil edilmesi karşılığında önemli bir kısmını gözden çıkararak çeşitli şirketlere satıyor. Örneğin, bankanın tahsil edilecek 10 lira borcu var. Bunun peşinden koşmak yerine, bu borcun tamamını 3 liraya A şirketine satıyor. 3 lirayı peşin alıyor. A şirketi de bir avukat ordusu kurup bu borçların peşine düşüyor. CHP diyor ki; bu borçları 3 liraya ben alacağım, yani devlet olarak alacağını söylüyor. Faizlerini sileceğim, anaparayı da yurttaş taksitle ödeyecek, diyor.

Bu vaat dolaşıma girdiği andan itibaren, daha önce duyan ya da ilk kez duymuş herkesten tonla itiraz geldi. Bu itirazların zeminine, sınıfsal motivasyonuna, kimin hangi çıkar adına konuştuğuna burada girmek istemiyorum. Sadece not düşmekle yetiniyorum.

Açıklanan bu vaatlerin çıkarttığı gürültü, içeriğinden bağımsız olarak, yüzünü CHP’ye çevirmiş toplumsal muhalefetin aslında ne kadar da siyasal bir muhalefet olmaktan uzakta durduğunu gösteriyor. 2024 yerel seçimleri ve sonrasında 19 Mart operasyonuyla CHP’nin arkasına geçen yurttaşların, sadece AKP’nin gidişatına indirgenmiş bir somut beklenti dışında hiçbir politikaya eşlik etmediğini tespit etmek mümkündür. Benzer durumun yani açıklanacak olası vaat, proje ve/veya programa da bu toplumsal muhalefeti bölecek şekilde tepkiler geleceğini kestirebiliriz.

CHP, örneğin piyasa mekanizmasına, kamu lehine ufak müdaheleler yapacağını belirttiği başka sözler söylediğinde de durum bundan pek farklı olmayacak. Çünkü kuşatılmış toplumsal muhalefet tamamen AKP’nin gidişine odaklanmış durumda. Muhalefetteki yurttaşlar, aslında birbirini kesen tüm beklentilerini buradan hareket ederek belirsiz süreliğine erteliyor.

CHP’nin ya da başka bir siyasal gücün elinde bunu dönüştürebilecek araçlar mevcut değil. Bu siyasal anlamda birbirine benzemeyen muhalefet öbeklerini en azından başı sonu belli bir program ile bir araya getirmek için kullanacağı politika araçlarının yokluğundan söz ediyorum. Bunun sebebi de 2015-2023 arasını CHP’nin siyaseten geçme şeklidir. 2015 öncesini ekseriyetle sandığa indirgeyen, kendini sık sık sandıkta onaylatan AKP’nin karşısına, 2015 sonrasında sadece sandıkla çıkan, başka hiçbir toplumsal dinamik ile yol yürümek istemeyen, kitlelerin taleplerine mesafeli bir siyasetin sonucunu izliyoruz. Ek olarak CHP, 2025 itibariyle bunu becerecek araçları geliştirmek için artık yeterli zaman ve alanı olmadığını da düşünüyor diye tahmin ediyorum.

Dolayısıyla yola devam etmek istiyorsa CHP’nin sözünü muğlak bırakma zorunluluğu var. Bıraksınlar bu fotoğrafı herkes kendi gözüyle görsün, kadrajını ayarlasın gibi bir hattı izlemek zorunda. Erdoğan’ın gitmesi dışındaki her vaat, geçmişin bakiyesi sebebiyle bir kesen görevi görüyor.

Öte yandan iktidarı aldıktan sonra yapılacaklar başka, AKP’yi nasıl göndereceğini anlatmak başka süreçler. Sadece sandıktan ibaret bir bekleyişi, bugün CHP’nin arkasında olan toplumsal muhalefet kesimleri defalarca yaşadı. Sandık güvenliği de dahil olmak üzere çeşitli örgütlenme eksikliklerini gidererek geldiği 2023 seçimlerinde de sadece sandığı beklemek yeterli olmadı. Bir de CHP topluma anlattığı çeşitli üstünlüklerinin dönemsel olabileceğini ihmal ediyor. Bunu hatırlatanlara da çoğu zaman kavrayıştan uzak, hiddetli bir tavırla yaklaşıyor. Bu da başka bir yazının konusu olsun.

Reklam

Oğulcan Orhan

Aslen yazılımcı. İşin dışında, röportaj ve siyaset gündeminin peşinde. Ankaralı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu